Kitaplar Ve Ekmekler

Dünyanın en güzel ekmeklerinin yapıldığı yerlerden birinde yaşıyordum bir süredir. Bu sarışın, uzun boylu, güzel insanlar, diğer birçok konuda olduğu gibi ekmek konusunda da oldukça iyiler. Beyazından karasına, dolgunundan, hafifine çeşit çeşit ekmek pişiriyor buralarda. Evimin hemen aşağısında bulunan fırına gidip, sabahın ferahını içine çekmiş ekmeklere kavuşmak heyecanıyla uyandığım günler oluyor. Dilini yenice öğrendiğim bu insanlar ile karşılaşmaya utandığım zamanlar da bile, “ama işte bu ekmeğe değer” diyorum.

Tabii ki farklı ekmeklerin kalitesini, lezzetini, verdiği doygunluk hissini anlamam, hangilerinin daha hoşa giden olduğuna kanaat getirebilmem bir hayli vakit aldı. Ancak farklı fırınlardan farklı ekmek çeşitleri denedikten uzunca bir süre sonra, bazısı için “evet bu gerçekten çok iyi, lezzetli bir ekmek” diyebildim.

Sonrasında ise ekmeklerin bu tadı ve kitapların verdiği doygunluk hissi arasındaki ilişkiyi fark etmiş buldum kendimi. Bu yazımın amacı da bu iki güzellik arasındaki benzer özellikleri anlatmak ve ardından güzel kitaplara ve biraz da güzel ekmeklere ilişkin bazı örnekler sunmaktır.

Ekmeğin Lezzeti Üzerine bir Felsefe:

Varsaydığım üzere, ekmeğin kalitesini belirleyen bazı unsurlar var. Bu unsurların en başında ekmek içinde kullanılan malzeme geliyor. Bir ekmeğin lezzetli olmasını istiyorsanız, olabildiğince doğal halinde yetişen ve kaliteli malzemeye ihtiyaç var.

            Her zaman pahalı olan, ya da talep gören malzeme kaliteli olacak diye bir şey yok elbette. Ancak yine de içine katılan malzeme, ekmeği iyi hatta harika ekmek yapan en önemli şeylerden birisi. Malzemenin iyisini bulmakta ayrı bir mesele.

            İyi ekmeğin ikinci şartı, onu pişiren ellerin o ekmeği pişirme becerisine ile ilişkili. Bir fırıncı ekmeği ne kadar istekle, ne kadar iyi yoğurursa, içindeki malzemenin oranını ve fırında pişme süresini ne kadar iyi ayarlarsa, o ekmek o kadar hoşa giden, içimizde mutluluk uyandıran bir veli-nimet haline gelebiliyor. Bunu hem bedensel hem duygusal anlamda söylüyorum. Güzel bir havada, açık alanda, harika bir tadı düşünün.

            İyi ekmeğin son şartı ise, tazece ve sade-ce sunulabilmesinde. Ekmek yeni pişmiş olacak. Ya da eski bile olsa, midemize hitap edebilecek. Ayrıca boyutu ne büyük ne küçük olacak, midemize keyif ve doygunluk hissi verebilecek kadar. Çok büyük ya da çok küçük, olmuyor, insanın üzerine oturmuyor.

            İşte tam da bu nokta da kitapları da hayal etmeye başlayabiliriz. İçinde iyi malzeme olan, zihnimize keyif ve doygunluk hissi verebilecek, samimi ve huzur dolu kitapları. İşte o zaman o güzel ekmeğin keyfi gelmez mi üzerimize?

            Ne kadar çok çeşit ekmek var demiştim buralarda. Elbette dünyada da çok çeşitli kitaplar var. Yine iyi kitap bulmak için bu dünya dediğimize bir bakmamız gerekiyor. Yedikçe yemeğe düşeceğimiz, sonra biraz durup özlemek isteyeceğimiz, ama akıp giden hayatımıza dâhil olan ekmekler ve kitaplar. Başka başka yerlerde aramalı hep onları.

Kaliteli Kitabı Nasıl Anlarız? 

Oldukça zorlu bir soru, çok zaman, tecrübe ve şans gerektiriyor. Ayrıca iyi ekmekten keyif almayı bilmek gibi, iyi kitaptan da keyif alabileceğimiz imkânlara sahip olmamız gerekiyor. İyi ekmeği anlamamız için, güzel bir kahvaltı sofrasına, kahvaltının güzelce yapılabileceği bir ortama ihtiyacımız var. Gökyüzünü görmeden, güzel kokular duymadan, huzurlu bir hayata sahip olmadan ekmekten keyif almamıza imkân yok. Maalesef kitaplarda böyle. Okurken kafamız rahat huzurlu olmalı. Uyku ya da beslenme problemimiz olmamalı. Ayrıca stres altında olmamalıyız. Bunlar olduktan sonra iyi bir kitabın tadına varabiliriz.

Ayrıca şans da olmazsa olmaz. İyi bir fırının yanında yaşıyor olabilmemiz gerek. İyi kitaplara denk gelmiş olmamız. İyi ekmek satan memleketlerde bulunmamız, iyi kitap yazan dillere şöyle bir bakmamız gerekiyor.  

            Tüm bu kriterlere sahip olduktan sonra, bir kitabı elimize aldığımızda, tecrübemizin de faydasıyla kitapların iyisini kötüsünü birbirinden ayırt etmeye başlayabiliriz. Ayırt etmemizi sağlayacak özellikleri şu şekillerde belirleyebiliriz:

1) Sadelik, Anlaşılırlık ve Samimiyet: Bir kitabın en önemli özelliklerinden üçü bunlar. Sadelik, çok süslü olmamak demek. Bir kadın düşünün çok fazla makyaj yapmış, o kadın güzelse bile güzelliğine gölge düşer. Ama kalitesini sadelik ile yansıtan kadınlar öyle mi! Kitaplar da aynen böyle. Çok süslü kelimeler, anlaşılması zor bağlantılar gördüğünüzde, bence o kitap iyi bir kitap olmaktan çıkıyor.

Anlaşılırlığı tespit etmek ise belki biraz daha bile kolay. Okuduğunuzda o kitaptan hiçbir şey anlamadıysanız, o kitap anlaşılır değildir. Bir şans daha verin, daha açık fikirli olun, bu da olur mu hiç demeden ve bir daha okuyun. Yine anlamadıysanız. Bir daha okumaya gerek yok demektir.

Samimiyet ise çok kritik bir nokta. Çok yalan söyleyen bir kültürden geldiğimiz için yalan ve gerçeği ayırt etmek her zaman çok kolay olmayabilir. Ama bu hayat tecrübemiz bize bu konuda bir avantajda sağlayabilir. Eğer kitapta söylenen bir şey, bir bilgi, bir his sizde şüphe uyandırıyorsa, -aynı yalancıktan gülümseyen bir insanı görmeniz gibi- o insandan/kitaptan vazgeçiniz. Ya da o insana/kitaba neden gülmek istemediğin halde gülmek zorunda hissettin diye de sorabilirsiniz.

2) Doyurucu Bilgi ve Dil Kullanımı: Bir kitap -roman olsun, deneme olsun- gerçeği kaliteli bir şekilde yansıtıyorsa o kitaba kaliteli bir kitap demek için önemli bir sebebimiz var demektir. Üzerine uzunca süre gerçekten enine boyuna düşünülmemiş bir hayatın kaleminden çıkan yazıların iyi eserler olması beklenemez. Goethe’yi büyük yapan, Shakespeare’i unutulmaz kılan nedenler, bu insanların yaşadıkları tecrübe zenginliğinin, yazılarına dolu dolu yansıması ile ilgilidir.

            Bu insanlar keskin zekâları ve yüklüce hayat görgüleri (ilişki kurma, insan tanıma, çokça mekan görme) sayesinde, kitapları ile tarih sayfasındaki yerlerini almışlardır. İnsan içine karışmamış, yaşam görgüsünden uzak tek düze yaşayan insanların ne bilgi edinmiş olmasını ne de bu bilgiyi sunabilecek hafıza ve dil becerisine sahip olması neredeyse mümkün değildir. En keyifli, hoş, büyük görünen hayatlar içi dolu, ağırlığı olan hayatlardır. Tabii ki, aklınıza Kant gibi asosyal insanlar gelebilirler. Ama Kant’ın felsefesinin yanlışlanabilir yanları da bu eksikliğine dayanmaktadır zaten. Ayrıca en karamsar yazarlar bile, tüm fikirlerini yaşanmışlıklarından alırlar. Bkz. Albert Camüs, Jean Paul Sartre

            Güzel dil kullanımı da tüm bu bileşenlerin birleşimi ile ortaya çıkmaktadır. Sait Faik belli ki öyle bir insandı ki; yaşamı çok güzel deneyimledi; bildiklerini iki farklı balığın lezzetini ayırt edebilir gibi ayırt edebildi; yüzüne baktığında, sesini duyduğunda samimiyetini hissedebiliyordunuz ve yaşadı, yaşarken de kendi kendine düşündü. Düşündü ve döküldü işte içindekiler.

İyi Yazarlar Kimlerdir?

Romanlar ve Hikaye Kitapları: Bu kadar konuştuktan sonra, artık o ekmekleri biraz yememiz de gerekir. Okunması en kolay kitaplar hikaye kitapları, romanlardır. Meşrebine göre iyi romanlar, hikaye kitapları, iyi bir dizi, bir film izlemek gibidir. Keyif verir. Yine okumak, devam etmek, okumak istersiniz. Güzel his vücudunuza dolar ve sizi güzelliği ile sizi peşinden sürükler.

            Tabii ki sevişmekten keyif almak bile, enerji harcamayı gerektirir, güç ister. O yüzden hem romanı okumak için zihin çalışmak durumundadır, hem de bir sonraki okuma için enerjiye ihtiyaç duyarsınız. Kas gücü kaçınılmazdır. Ayrıca keyfin ne olduğunu deneyimlemiş olmamız gerekmektedir.

Eğer macera ve tutku dolu romanlar istiyorsanız sizlere tavsiyem şunlar olacak: Polisiye romanlar bu grup için vazgeçilmezler. Christopher Grange oldukça iyi bir yazar bu konuda. Okudukça okuyasınız geliyor. Leyleklerin Uçuşu ile başlayabilirsiniz.

Biraz daha zekâ dolu macera peşindeyseniz, Edgar Ellen Poe’nun Morgue Sokağı Cinayetini muhakkak okuyun. Zekânın yanına gizem katmak istiyorsanız da, Paul Auster inanılmaz bir yazardır. New York Üçlemesi de inanılmaz bir kitaptır, inanılmaz soru sordurur insana.

Bir de bulabilirseniz Şamata isimli bir kitap var. Yazarı Patricia HighSmitt. Babam bu Romanı tesadüfen çöpten bulmuştu. İnsanların çöplere neler attığı gerçekten inanılmaz.

Peki biraz gülmek isterseniz? Kesinlikle Alper Canıgüz okumanızı tavsiye ederim. Tüm kitapları iyidir. Oğullar ve Rencide Ruhlar’a ise baya gülersiniz. Bunun yanında Tabii ki gülmenin diğer bir adresi Don Quijote. Bu klasik eser size iyi gelecektir : )

Günlük yaşama dalmanızı sağlayan kitaplar da insana iyi gelen kitaplardır. Bu konuda Türk yazarlar oldukça başarılıdır. Yazarlar ve kitaplar oldukça çok olduğu için, isimlerini vermekle yetineceğim, ama oldukça kaliteli olduklarını bilmenizi isterim: Sabahattin Ali- İçimizdeki Şeytan, Yakup Kadri Karaosmanoğlu- Yaban: Ahmet Hamdi Tanpınar- Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Halide Edip Adıvar- Yolpalas Cinayeti, Sait Faik- Kayıp Aranıyor, Yaşar Kemal- İnce Mehmed, Yusuf Atılgan- Aylak Adam, Mithat Cemal Kuntay- Üç İstanbul (biraz ağırdır), Cengiz Aytmatov- Cemile. Bu konuda ki yabancı yazarlar ise: J. D. Salinger- Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, Haruki Murakami- İmkansızın Şarkısı, Stefan Zweig- Bir Kadının 24 Saati, Dostoyevski- Kumarbaz, Gabriele Marquez- Kırmızı Pazartesi, , Gogol- Palto vb.  

Biraz daha farklı geniş düşünce dünyasına sahip, hayatı, değerleri sorgulatan kitaplar isterseniz özellikle şunları öneririm: Samul Beckett- Murphy, Albert Camüs- Yabancı, Dostoyovski- Yer Altından Notlar kitapları bu tarz kitaplardan bazılarıdır.

Son olarak son dönemde bilim-kurgu ve fantastik kurgu kitaplarını okumakta insana oldukça keyif veriyor insanın zihnini açıyor. Stanislaw Lem- Yenilmez, Aldous Huxley- Yeni Cesur Dünya, Douglas Adams- Otostopçunun Galaksi Rehberi, Dmitry Glukovksi- Metro 2033, Ursula Le Guin- Yerdeniz Büyücüsü. Bu kitaplar da oldukça macera dolu, bir o kadar da derin kitaplardır.

Deneme Kitapları: Bir kitabı okurken, yazar ile konuşmak onun dediklerini uzun uzadıya düşünmek istiyorsanız denemeler çok başarılı eserlerdir. İçlerinde hem felsefe vardır, hem bilgi, hem sıcaklık. Ayrıca zihinleriniz de yazı yazma eğilimi oluşmasını sağlayabilirler.

Oldukça sağlam bilgiler içeren ve içimize işleyebilecek bazı deneme kitapları şu şekildedir: Engin Geçtan- Hayat, Richard Sennet- Karakter Aşınması, Falih Rıfkı Atay- Zeytindağı. Jared Diamond-Tüfek Mikrop Çelik, Charles Duhhig- Alışkanlıkların Gücü vb.

Bilimsel Kitaplar ve Makaleler: Oldukça kapsamlı bir konudur. Çok fazla eser vardır. İlk olarak bilimsel makalelere değinmek isterim. Bilimsel makaleler, hayattaki olay ve problemlere dair deney ve gözlem yapılarak fikir ve sonuçlar ortaya koyan yazılardır. Bu yazılarda genelde matematiksel değerler eşliğinde istatistiki bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca bu makalelerin en önemli yanı kendisi gibi, kendisinden önce yazılmış diğer makalelere atıfta bulunması, o makalelerdeki bilgiler ile kıyaslar yapması, bilgileri doğrulamaya ya da yanlışlamaya çalışmasıdır.

En güvenilir ve en geçerli bilimsel kaynaklar, en çok sayıda deneyi yapmış, tekrar etmiş, gözlediğini en tarafsız gözle değerlendirmeye çalışmış, somut, tekrar deneyebileceğimiz bilgiler sunan kaynaklardır. Özellikle doğa bilimlerine ilişkin iyi makaleler, internetten ulaşılabilecek belirli yerlerde (veri tabanlarında) depolanmışlardır. Sciencedirect, webofknowledge, PubMed siteleri bu kaynaklardan bazılardır. Bununla beraber üniversitelerin yayınlamış olduğu dergiler, bazı özel yayın yapan dergilerde yayınlanan makaleler de bilimsel açıdan en güvenilir kaynaklardır.

Bilimsel kitaplar ise yine hayata dair özel konular, problemler üzerine yapılan çalışmaları detaylı bir şekilde anlatan kitaplardır. Yine bu kitaplarda diğer kaynaklara atıflar vardır. Ben en çok ilgilendiği alanlar Nörobilim, Psikiyatri, Tarih alanlarından bazı örnek kitaplar yazacağım. Beyin- David Eagleman, Afektif Nörobilim- Jaak Panksepp, Acının Kaynakları- Salman Akthar, Belleğin Peşinde– Erik Kandel, Atatürkün Psikanalitik Analizi- Vamık Volkan, Rönesans Avrupası- Halil İnalcık, Eski Mezopotamya Dinlerine Giriş- Kürşat Demirci, Micheal Cook vb.  

Bu kitaplar oldukça çok bilgi içerirler. Okuduğunuz her paragrafta ayrı birer bilgi veya örneğe rastlarsınız. O yüzden bazen sıkıcı olabilirler. Ama teorik ya da pratikte hayata dair en güvenilir bilgiler bu kaynaklardadır.

Felsefe Kitapları: Bu kitaplarda da çok fazla bilgi vardır. Bazen çok fazla söz de olabilmektedir. Aslında hangi kitabın felsefe kitabı olduğuna karar vermek zor olabilir. Ama kategorize edersek: Felsefe tarihi kitapları, Felsefe kitapları ve Felsefi Kitaplar olarak kategorize etmek mümkün olabilecektir.

Felsefi kitaplar hayata dair konular hakkında bilgi, duygu ve fikirler sunarlar. Uzun süreler kendiyle ya da birileriyle bazı soruları tartışmış insanlar bu eserleri yazmışlardır. Örneğin İnsan Nedir sorusu, Tanrı Var mıdır sorusu, Değerli Olan Nedir sorusu bu sorulara bazı örneklerdir.

Son dönemde felsefi eser üreten yazarlar bilimsel bilgiden de bir hayli çok faydalanmaktadırlar. Hatta o kadar ki, son dönemde felsefi eser yazmış birisi gerçek bilimsel bir bilgiye başvurmamışsa o eser güvenilir olarak algılanmaz.

Oldukça kaliteli bulduğum bazı felsefi kitaplar şu şekilde: Murat Saffet Tura- Histerik Bilinç, Antonio Damasio- Spinozayı Ararken, Takiyettin Mengüşoğlu- Felsefeye Giriş, Danah Zohar- Kuantum Benlik.

Aslında Felsefi kitaplar ve felsefe kitapları arasında bir fark bulunmuyor. Bunlar benim kullandığım tabirler. Felsefe kitapları önceden sistemli şekilde, bugün filozof olarak tanınan kimseler tarafından yazılmış kitaplardır. Miguel De Unamuno- Hayatın Trajik Duygusu, Michel Foucault- Bu Bir Pipo Değildir, Bertrand Russell Eğitim ve Toplum Düzeni, Thomas Hobbes- Leviethan, David Hume- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme, Herakleitos Fragmanlar.

Son olarak felsefeyi ve felsefe tarihini anlatan kitaplar da vardır. Bunlardan çok önemli olan bazıları şu şekildedir. W. C. Guthrie İlk Çağ Felsefesi Tarihi, David Ross- Aristoteles, , Selahattin Hilav- Felsefe El kitabı, Friedrich Albert Lange- Materyalizmin Tarihi ve Günümüzdeki Eleştirisi, Alev Alatlı- Batıya Yön Veren Metinler.

Sonuç: Okumak ilginç bir alışkanlıktır. Güzeldir, keyiflidir, insanı güçlü kılar. Aynı zamanda zararsızdır. Özellikle okuduklarımızı ayırt etmeye başladığımızda, o zaman okumanın ne demek olduğunu çok daha iyi anlamaya başlarız.

Okumak dünyada bilgiye dair varılan en önemli uğraşların başında gelir. Çünkü insanlık tarihinde bilginin daha kompakt ve anlaşılır başka bir halde sunulduğu başka bir araç ve yöntem henüz keşfedilmemiştir.

Elbette yukarıda yazdığım kitaplar gibi yüzlerce daha başka kaliteli eser kitap bulunmaktadır. Ancak okumanın anlamını biraz olsun anlamak adına, okumanın sırrının doygunca okumak olduğunu söylemek gerekir. Mesele çok okumaktan ziyade, önemli eserleri, yavaş yavaş, sindirerek okumaktan geçmektedir. Uzunca bir okuma döneminin ardından, okumanın kendisi sindirilmiş olursa, zaten diğer okumalar çok daha akıcı hale geleceklerdir. Bu yüzden çok kitap okuduğunu ima eden, çok sayıda kitap okumayı öven kişilere fikirlere, şüpheyle yaklaşmanızı tavsiye ederim. Çünkü Pierre Bayard’ın “Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?” isimli harika kitabında vurguladığı gibi, her şeyi okumak, çok okumak, durmadan okumak insan işi değildir. Kimse her şeyi okuyamaz. Gerekte yoktur buna zaten. Asıl mesele ihtiyaca odaklanmak, ne istediğimizi iyi bilmektir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *